ilginç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilginç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2008 Cuma

Dünya üzerinde savaşlar sürmekte kimi ırakta kimi bilmem nerde ama geçenlerde blogları gezerken @Siminya'nın bir yazısını okudum asıl savaşın dünya üzerinde hiç bitmeyen bir savaş olduğunu öğrendim. Kadınlar ne kadar içten pazarlıklık yaratıklar yahu :). Sürekli kadınları anlatıyoruz anlaşılmadıkları düşüncesi yüzünden, peki biz erkekler anlaşılıyor muyuz? Daha doğrusu kadınlar bizi anlıyor mu ?

Bugüne kadar süregelen süreçe baktığımızda hep savaşmak zorunda kalan taraf erkekler olmuş, ilkçağlarda yemek için savaşmış sonraki süreçte uğruna savaşılan şeylere eklentiler olmuşsada yemek kısmı değişmemiş. Savaşın şekli ve yeri değişmiş ama kendisi aynen devam etmekte :)

Bunun yanında anlatmak istediğim şey şu bu kadar uzun süredir devam eden bir şey kendine has bir kültürde oluşturmuş olması. Yani erkeklerin savaşının belli kuralları vardır. Tabi ki herşeyde olduğu gibi istisnalar hariç .

Dedikodu yaparız; evet dedikodu yapıyoruz bazen kadınlardan fazla dedikodu yaptığımızı söyleyen araştırmacılar çıkmış, haklılık paylarıda olabilir. Fazlada yapıyor olsak bu mereti kadınlardan bir farkımız var ki o da şudur: Dedikodusunu yaptığımız insana dedikodu ulaştığında ve gelip bize sorduğunda, "aaa! kim diyor bunu yalana bak!" gibi tepkiler vermiyoruz konuştuğumuzu "evet konuştum!" diyebiliyoruz.

Yakışıklı görünmeyi isteriz; Kendimize yakışanı giymeye çalışırız ama garip bir şekilde giyimde de tıpkı düşünce dünyasında olduğu gibi fazla karmaşadan uzak duruyoruz. Bir takım elbise çoğu zaman düşündüğümüz şıklık için yeterli olur. Yani birisinin ortamda bizden daha iyi giyinmesi moralimizi bozmak için yeterli bir neden değildir. Biz biliyoruz ki bundan sonrası tamamen aklımızın yakışıklılığıyla alakalı :) (eğlenceli olmak, zeki olmak, çekici olmak)

Odaklanmak ya da odaklanmamak işte bütün mesele bu; kadınlardan daha ayrıntılı düşünebiliyoruz; Bu sürece çoğu hanımefendinin karşı çıkacağını bilerek anlatacağım. Kadınların çoğu zaman erkeklerden daha ayrıntılı düşündüğünü kabul ediyorum fakat bu bizim ayrıntılı düşünemediğimizi göstermiyor. Biz bir şeyi amaç edinirsek odaklanırız. Her konuda bu böyledir iş yerinde de, sosyal hayatta da. Yani iş yerinde başkasının yapmakta olduğu veya bitirdiği iş bizi zerre ilgilendirmiyor biz kendi işimize bakarız :). Bunun yanında itiraz etmemeniz için en basitinden şu örneği vermek istiyorum. Bu zamana kadar playboy diye bahsedilen çoğu zaman kadınların "sadece tipleri var gerizekalıların!" zihniyetiyle baktıkları adamlar bile o çok ayrıntılı düşünmeyi becerebilen kadınları tavlıyorlar sonrası malum bırakıp bir başkasını tavlamaya gidiyorlar :). Övünmüyorum sadece bir örnekti.

O sofraya yardım etmek isteriz ancak; Rahatız dedik ya mevzu odaklanmak diye eğer gün içinde önemli birşeylerle uğraştıysak eve geldiğimizde yorulmak istemeyiz, anlayışsız oluruz çünkü işimize gelmez, kalkıp o sofraya yardım edemeyiz çünkü birşeyler kafamızı bedenimizi yormak istemeyiz. Açıkcası bencil olduğumuz nadir anlardan birisidir.

Söylediğim şey düşündüğüm şey ; Ne düşünüyorsam onu söylerim o yüzdende ne söylüyorsan onu düşündüğünü varsayarım. Aslında bu cümle erkekler bizi anlamıyor cümlesinin yegane nedenini anlatıyor. Açık söylemek gerekirse çoğu zaman ne söylüyorsan onu düşündüğünü varsaymak işime gelir yoksa bende suratının meymeretsizliğinden, bakışının donukluğundan ne düşündüğünü az çok anlarım.

Arkadaşımızın aldığı başarıya seviniriz; en azından ciddi manada sinirlenmeyiz sadece hayıflanırız ki buda en uç noktadır. Başarıyı hak ediyorsa birisi saygı duyarız, tebrik etmekten gocunmayız. Yani "Onun öyle göründüğüne bakma ne ...dır o ben biliyorum!" gibi tepkilerimiz yoktur. Ahmet'in başarısından daha önemli zihnimizi yoracak mevzularımız vardır muhtemelen.

Aslında mevzu basit kafamız rahatsa bizde rahatız, dolayısıyla çevremizi de rahatlatırız. Ağrısız başa dert olursanız çözüm değil problemin ta kendisi oluruz, yok derdimize ilaç olursanız çözümsüz problemlere çözüm oluruz.

Kadın bir savaştaysa, erkek bir silahtır savaş meydanı değil. Onu kullanmayı becerebilirsen birçok savaştan rahatlıkla kazanan taraf olarak çıkarsın ama kullanmayı bilmezsen elinde patlar ki o kısmı düşünmeyelim bence...

31 Ekim 2008 Cuma


Sinirleniyorum kardeşim, delirmemek elde değil bu toplumda toplumsal hayatıma devam ederken fark ediyorum ki bazen aptal saptal düşünceler içimi sarmış...



  • Otobüste bir yere ilk defa gidiyorsam tarif edilene benzeyen bir yer gördüğümde telaşla butona basıyorum. Bakıyorum ineceğim yer değil, işte o zaman bir korku doluyor içime iniyorum o durakta. Sanki bütün otobüs madem inmeyecektin niye bastın laaan! diyecekmiş gibi geliyor. Sonrası malum diğer otobüse binip aynen yoluma devam ediyorum.
  • Birde gidip şöföre tatlı yavru köpek bakışlarıyla beni lurada indirir misiniz ? diye soruyorsun gayet itici bir surat ifadesiyle tabi ki diyor sanki lutfediyor, allahın hikmeti içine birşeyler doğuyor ve beni surada indirecektiniz unutmadınız değil mi sorusuna karşılık o 3 durak önceydi neden söylemedin lafı geliyor. İşte o anda büyük fırtınlar kopuyor içimde ama gereksiz bir şekilde alttan alıyorum tamam o zaman artık diğer otobüse binerim diyorum. Kavga etsene uleeen! yok korkuyor muyum neyim ?
  • Ulen bazen yer veriyorsun borçlu çıkıyorsun sanki hanımefendinin yerini almışsında yerini vermekte gecikmişsin gibi bir tavrı oluyor ki o anda gidip hayvani bir sesle bir teşekkür edebilirdiniz diye bağırasım geliyor. O zamanda yine sen görgüsüz oluyorsun, yer versen bir türlü vermesen bir türlü, vermiyorum ulan kimseye yer!

  • Hepsi bir kenara seviyorum toplu taşıma araçlarını diğer araçlar gibi g*tü kalkmış değil ne bileyim, ben bireyselim havası yok paylaşımcı bir çok insanı kucaklıyor dil, din, ırk ayırt etmeden. En kral sosyalist bence toplu taşıma araçları...

  • Banka sıralarında beklerken her yeni numara attığında sırası gelen insanlara dikakt ediyorumda sanki onların sırası gelmemiş gibi sağa sola bakarak gidiyorlar vezneye bir acayip havalarda sanki piyangoyla işlem yaptırılıyorda onlara o piyango vurmuş gibi...

  • Bazen de içimden benim sıram geldiğinde akıllının birisi kendi numarasıymış gibi vezneye gitsede bende olay çıkartsam gibi bir his olmuyor değil ki akıllara ziyan oluyorum o zaman, hatta bekliyorum biraz adamlar abakıyorum kimse gitmeyince hıh aferin dercesine bir tavırla yapıyorum işlemimi...

  • Altı üstü bir havale yapacaklar kardeşim sanki devletler arası anlaşma imzalıyoruz lütfen şu formu doldurun, buraya bir imza, evet burayada, birde buraya, havale lan bu havale bırakta yollayayalım ulaaaannn!...

  • Dolmuşçuların öğrenciden nefret ettiğini biliyorum ama bazen 1 milyon uzatıp bir öğrenci dediğimde, dönüp öğrencimi diye bir soruşu var sanki 25 kuruşun muhabbetini mi yapıyorsun diyor tavrıyla, sinirlerim tepeme çıkıyor inadına saklıyorum o 25 kuruşları biriktirip 75 kuruş yapıyorum bir öğrenci daha veriyorum dolmuşçulara...
  • Bazende dolmuşta 25 kuruşu vermiyor dolmuşcu isteyemiyorum insanlar bana 25 kuruşun muhabbetini mi yapıyorsun demesin diye yüksek sesle öğrenci 1 milyon olmuş gibi cümlelerle şöförün dikkatini çekmeye çalışıyorum ama nafile gelmiyor o 25 kuruş helali hoş olsun ...

Kardeşim ben mi deliyim sadece, biliyorum sende de var biraz delilik saklama...

Deli Miyim Neyim ? [ 2 ]

By: asilzade on: 10:54

19 Ekim 2008 Pazar



Çocukken matrix denilen film endüstrisine çağ atlatan o filmi izlemiştik kuzenlerle ki film 3 yıldır çekiliyormuş, adam bir apartmandan öbürüne atlıyormuş yaaaaa! gibi ünlem cümleleri çok duyuluyordu. Neden bilmem üstümde aptal bir pil havası var sanki robotlar böyle beni uykuya yatırmış ben hayali bir dünyadayım. Annemlere bakıyorum yalan lan bunlar hepsi yalan, altı üstü bir pilsiniz imajıyla geziyorum.

Anlatılmaz yaşanır bir halim var ki anlatırken birçok okuyan eski günlerini hatırlıyor kanımca -benim kadar kendini kaptımamış olsa da- neyse mevzum o değil gerçeğe dönüşüm çok ilginç, herşey yalan balkondan atlayabilirim havalı ben salıncaktan k*çımın üstüne düşünce hayatın gerçekliğini anladım. Yaşıyoruz biz dedim öyle sağlam bir ağrı bıraktı düşme etkisi. Bazen düşünüyorum g*te haksızlık ediyoruz.
  • Bazen aklıma geliyor maddeleri neye göre isimlendirmişiz Mesela kapıya neden kapı demişizde pencere dememişiz. Çocukken çok zamanımı aldı bir sonuca varamadım hala arada geliyor bazen.
  • Peki Sürekli tekrar ettiğim bir kelimenin manasını yitirmesine ne demeli "merdiven, merdiven, merdiven, merdiven,merdiven, merdiven, merdiven" bak anlamsızlaştı, Allah Allah ilginç...
  • Özledim: amuda kalkıp, gözlerimi kırpıştırarak cine5 izlemeyi! [Ne yani sen izlemedin mi :D yalan! ]
  • Bazen deliriyor muşum gibi geliyor, tuvalette oluşan o kısacık zaman aralığında dünyalar geziyorum süpermen halt ediyor yanımda sinbad kadar karizmatik,süpermen kadar güçlü oluyorum ne bileyim elimden lazerler çıkıyor, tuvalet benim için seansı gelmiş sinema gibi yani. Altı üstü s.çıyorum görsen kriptondan gelmişim havası var üstümde.
  • Ulen en delirdiğimi düşündüğüm anlarda en güzel çözümün uyumak olduğunu fark ediyorum sanki uykumda akıllanıyor muşum gibi geliyor. Sonra geğiriyorum afedersiniz anlıyorum ki midemmiş rahatsız olan delirmiyor muşum :)
  • İçimden kendi kendime konuşuyorken bir başbakan bir cumhurbaşkanı edam oluyor, kimi kandırıyorsam, içimi biliyorum içimi sanki normal konuşsam kendimi ciddiye almayacak mışım gibi geliyor...
  • Uyurken telefon görüşmesi yapıyorum hatırlamıyorum kardeşim, dövüş kulubü misali ikinci benden şüpheleniyorum Cumhurbaşkanı edalı serefsiz çok parası varya arıyor sağı solu, Finansbank'a kredi kartı başvurusu yapmışım vallahi hatırlamıyorum, Geçen annemden pırasa yemeği istemiş şerefsiz hiç sevmem ben, annemde hala olayın şaşkınlığında dedim ben değilim o .
  • Pırasa bitkisi niye var, vitaminliymiş yemişim vitaminini ...

Deli Miyim Neyim?

By: asilzade on: 15:59

24 Eylül 2008 Çarşamba





Benim memurum artist, benim memurum kral. Açıkcası şunu öncelikle söylemek istiyorum bir kaç artist memur yüzünden bazen genelleme yapıyoruz. İyi memurlara denk geldiğimizde hepsi böyle gibi bir genellemeye gitmiyoruz bunu fark ettim. Ama bunun haklı sebebini de uygulamalı olarak gördüm.


OLAY;

Yurtta bulunan bir arkadaşımın valizlerine yardımcı olmak için yurdun
önünde
beklemekte iken bir memurun [güvenlik görevlisi] böğürtüsüyle
irkildim
"orda durulmaz lan!" tabi ki insanca tepki verdiğinde ne kadar
insanca
davranacaksam hayvanca tepki verdiğinde de bir o kadar havanca
cevap verdim
"artistliğe gerek yok insan gibi söyle!", aldığım cevap
gayet şaşırtıcıydı
"beni yukardaki güvenliklerle -yukarda ki güvenlikler özel güvenlik firmasının
güvenlikleri :)- karıştırma memurum ben memurum, müdür bile bana bi
bok yapamaz!"

Bu zihniyet yüzünden genel olarak memurlara yan gelip yatan insanlar gözüyle bakılıyor muhtemelen öyle zaten. O kadar zor şartlar altında çıkartılıyorlar ki memuriyetten onlar için mevzu bu kadar basit. Bana birşey olmaz ama ben senin açığını yakalarım.

Bizim memurumuz adam gibi iş yapma derdinde değil, tek derdi var memurumuzun amirinin ona hiçbirşey yapamayacak olması. Ne kadar ilginç olduğunu da fark edemeyecek kadar örümcek kafalı olmuşlar. Eskiden ileri gelen bir düşünce var sırtını devlete ver rahatsın, bu zihniyetin getirisi bu durumlar. Buna önlem alamaz mıyız? elbette alabiliriz. Öncelikle herkesin kendisini geliştirmesi için bir nedeni olmalı. Bir neden!

Bence bu nedeni verecek sistem ise sözleşme sistemi, insanları soyuracak bir maaşla herkes sözleşmelerle bu işi yaparsa yukarıda bahsettiğim gibi bir güvencesi olamayacak işte tamda bu yüzden uslubunu düzeltmek ve kendini geliştirmek zorunda kalacak.

Elbette böyle bir sisteminde kontrol mekanizmasını gayet güzel düzenlemek gerekiyor ki amirler bunu kötüye kullanmasınlar. Aslında onca lafın arasında hep tek birşey gizli kanun maddelerini, kanunlardaki haklarımızı sömürüyoruz. Müdür yetkilerini sömürüyor, memur yetkilerini haklarını sömürüyor. Sömürüyoruz memurundan vatandaşına. Evet bu bir sömürü düzeni ve biz böyle devam ettikçe bu böyle devam edecek.

Uzun lafın kısası ben tepkimi koydum kıvamında, yaptıkları işe saygı duyduğumu belirterek ancak memur abimizin tavrı yine "Ben Memurum!" tavrı oldu. Yani yaptığım inceliği anlamayacak kadar affınıza sığınarak söylüyorum kütüktü hıyardı. neyse tekrar tekrar sinirlenmeye gerek yok :D

Bu adamlarda müdürden çok çekiyorlar onlarda birilerine çektirmek istiyorlar, ulen bir yazı içinde neler geldi aklıma yahu :) gayet sarsıcı bir yazı oldu benim için nasıl fitne fesat insanlar olduğumuzu gördüm birden :) müdürden çok çekiyorlar diye yaptıkları hatayı birden meşru gördüm. Evet meşru gördüm kendimden utanıyorum.

Ne kaypak adammışım baksana bir öyle diyorum bir böyle, toplumumun o güzel fertlerinin bir çoğu gibi. Güvenlikse güvenliği tutan, öğrenciyse öğrenciyi tutan, memursa memuru tutan tarafcı zihniyetli güzel halkım gibi. Tıpkı en ufak ayrıntıları bile birbirini vurmak için kullanabilen mitoz bölünmeye gönülden inanan halkım gibi.

Saygılarımla...

Memurlar

By: asilzade on: 07:21

9 Eylül 2008 Salı


Ulen Çelik, Bakan Çelik bir af 3 yıl gelir mi yahu dünyanın en uzak köşesine 3 günde gidiliyorken, bir affın gelmesi neden 3 yıl sürüyor! İnsanı sinire, strese ve sonuçta hastalığa sürüklüyor bunlar.

Yahu ben cevap vereyim politikayı anladım ben bu sene, çok basit bir matemetiği varmış aslında ver vaadi ver vaadi seçim sönemi yaklaşınca yap :D bir seçimi kazanmışsın zaten hemen harcanmaz o, "ne zaman harcarız?" yerel seçimlerde harcarız bunu dursun diyorlar.

Ulen ben ve benim gibi atılmış, hor görülmüş, 3 kuruş paraya öğrenim hayatı ( 4. yılımdaydım) bitirilmiş gençler bekliyor dört gözle af çıkacak diye Allah'tan ben yediğim kazıkların sağlamlığıyla kimseye güvenmemeyi öğrenmiştim ve eşşeğimi sağlam kazığa bağladım ya bağlayamayanlar. Söyleyeyim umut fakirin ekmeği her af çıkıyor haberiyle beslenme çantalarını ellerine alıp yollara düşüyorlar sonra fark ediyorlar ki çanta var, beslenme çantası var kitap var, kalem var, akıl var, zeka var ama okul yok :)

Üç yıldır Sayın Çelik gelmekte olan bir aftan bahsediyor, malum bizim devlette bir yerden bir yere gitmek sıkıntı, yollara tadilatta ama yeni yollar yapıyorlar adamlar artık öğrenci affı daha hızlı gelebilsin diye. Gelmedi hala gelmedi, habire haberi geliyor "Geliyor! Geliyor!Af Geliyor!" diye. Eski Amerikan filmlerinde ki çocuklara benzetiyorum Sayın Çeliği :)

Her neyse seçimlerden önce sözünü verdikleri sistem mağduru bütün gençleri affedeceğiz lafı sadece 2005 yılından sonraki arkadaşları kapsıyormuş yani sadece sistem mağduru insanlar 2005'ten sonra çıkmış bu da ayrı güzel bir istatistik :)

Neyse uzun lafın kısası müjde öğrenci affı geliyor :D

Saygılarımla...

Bakan Çelik: Öğrenci affı yolda!

By: asilzade on: 05:51

1 Temmuz 2008 Salı


Şaşkınım yahu şaşkınım, eskiden saf bildiğimiz ne varsa bok atmışlar, batman robin gelene kadar delikanlıymışta robin gelince bi yumuşaklaşmış, ne bileyim şirinler komünistmiş, tenten nazi casusuymuşta, red-kit ırkçıymış :). millet nelerle uğraşır hale gelmiş.

Bırak yahu batman gaymiş. Ulen o kadar hukukumuz vardır batmanle ne bileyim robinin hiç "hey bruce sen içeri geç ben üstüme rahat birşeyler giyip geliyorum" dediğini görmedim. Ayrıca batman delikanlı adamdı, öyle kıvırtmaz mahalle kahvesine girdimi herkes bir çeki düzen verirdi kendine. Kahvehane'de kumar oynatılmasına izin vermez bırak gay'liği el şakalarından bile hoşlanmazdı. Hey gidi günler hey. Kafası kızdımı uçarak gelir kahveyi dağıtır giderdi. Bu adam mı gay şimdi. Robin'i bilemeyeceğim sevmedim hiç zaten babasınıda sevmezdim :).

Hadi onu bıraktım şirinler koministmiş. Abi bana ne kişisel fikirleri beni ilgilendirmez seviyorum ben bu küçük yaratıkları, eğlenceli bir hayatları vardı. Ama şunu söylemem lazım şirine büyüdükçe güzelleşmiş serpilmiş bu kıza kominist diyenler utansın :), güçlü şirinin yerinde olsaydım gider şirin babadan Allah'ın emri peygamberin kavliyle isterdim. Ama kanımca bana vermezdi. Sonuçta bir usta şirin gerçeği var elinde bir zanaat'ı elinin altında bir dükkanı var şirinin :D bence o daha şanslı, şirin baba ne iş yaparsın dediğinde kas yaparım mı diyeceğim :D olmaz. Bak sadece bir şirine mevzusundan bile kominist olmadıkları çıkartılabilir.

Tenten nazi casusuymuş arkadaşlar, kapaklı dergilerin içerisinde evlerimize girip gerekli bilgileri gizli kodlama ile dolapta bulunan telggraf düzeneğiyle almanlara yolluyormuş, valla az önce sağlam kaynaklardan aldım bilgiyi. Ey gidi tenten bende seni adam bilirdim pis casus! :)

Kara mizah bir kenara düşündüğüm şeyler arasında bu da vardı hep bir topluma bir fikri empoze etmeye çocuklaradn başları, buna en güzel hizmet edecek şey ise çizgi filmler diye. Bazıları abartılmış iddialar olsada aralarında doğruluk payı olanlar var diye düşünüyorum. Sonuçta bu dünya üzerinde hiçbir millet babasının hayrına yapmıyor bir şeyleri. Propaganda dünyasında yaşıyoruz öyle ya da böyle.

Saygılarımla...

Batman - Şirinler Ve Diğerleri

By: asilzade on: 05:23

20 Haziran 2008 Cuma

Ben Çoğu profil yazımda ben bile ne yapacağımı çoğu zaman kestiremiyorum diyorum, arkadaşlarım bana gülüyor ama bunu anlattığımda bir kez daha gösteriyorum bunu :). Anlatmazsam olmaz.

Geçen gün can sıkıntısı nöbetlerinin arasında bir bankanın içerisine daldım, yapacak bir işimde yok tabi ki öyle bakınıyordum ki - bu arada bir konferansta görevli olduğumdan üstümde takım elbise var - güvenlik hiçbir şey yapmamış olmamdan kıllanarak yanıma geldi ve "Birşey mi istemiştiniz beyefendi?" dedi. Hiç farkında olmadan "Kredi başvurusunda bulunmak için müşteri temsilcinizle görüşmek istiyorum" cümlesi gayet net titreme olmaksızın ağzımdan çıkıverdi.

İşin komik tarafı burdan sonra başladı. Benim böyle dediğimi duyan müşteri temsilcileri kılığıma aldanmış olucak ki yukarda ki resim misali bana bakmaya başladılar. içlerinden gayet hoş bir bayan "Buyurun" dedi. Kendinden emin bir ifadeyle oturdum.

Kredi'nin Türü ne olacak dedi. Kredi dünyasına dair duyduğum tek kelime olan kurumsal olacak deyiverdim. Kurumsal deyince, ne işle uğraştığımı sordular :D bende lorea'l makyaj firmasına fındık yağı sattığımı söyledim (nerden aklıma geldiyse lorea'l fındık yağı :D) . Bu cümleden sonra fark ettim ki iş ucu alınamayacak bir hal almaya başladı. Diğer müşteri temsilcileride yanıma doğru yaklaştılar, yatırım stratejileriymiş, kredi türleriymiş, likiditeymiş anlamadığım bankacılık terimleri havada uçamaya başladı :D .

Aklıma avea'nın o eşsiz hizmeti geldi :D bir numarayı çaldırıyorsun. Avea seni geri arıyor ve bir kadın "bulunduğunuz ortamdan kurtulmanız için sizi aradık sakin olun ve ara vermeden konuşun" diyor :). O kadın saolsun doğaçlama bir tiyaro eserini müşteri temsilcilerine sahneledikten sonra tekrar döneceğim imajını vererek bankadan ayrıldım. :D Dışarı çıktığımda kendimi sabancı gibi hissediyordum, hani reklamlarda bankadan çıkınca bir daha bankaya bakan adamlar varya onlar zengin adamlarmış onu anladım :D Bir an için zengin gibi hissettim :D bende arkamı döndüm ve bankaya baktım, sonra fakir olduğumu hatırladım önüme döndüm bir daha :D.

Uzun lafın kısası gayet eğlenceliydi, önemli insan hissiyatı uyandırıyorlar sizde, bir hizmet bir hizmet sorma gitsin :D . Çok sevdim bu işi arada egomu tatmin etmeye giderim artık.

Kredi Görüşmesi

By: asilzade on: 04:41

14 Haziran 2008 Cumartesi







Hayatımda ilginç olarak adlandırdığım bütün anılarımı kredi yurtlar kurumunda yaşadım :). Cidden bu konuda çok potansiyeli olan yerler KYK(kredi yurtlar kurumu). Açıkcası 81 ayrı vilayetten 81 insan + yabancı öğrenciler çok kozmopolit yerler oluyor.



Gene bir gece uykusuzluğun kollarında çırpınırken 2. öğretim bir arkadaşımın uyumadığını düşünerek yanına çıktım, tabi bir de sigara bulma umuduyla [uykusuz öğrencinin yegane dostu :) ] kapıyı açtım önümde ki manzara karşısında bayağı sarsıldım :). Aklımdan geçen onca fikre rağmen kapıdan içeriye girdim sonuçta aklımdan hiç iyi şeyler geçmiyordu :D kapıyı çekip "rahatınıza bakın görüşürüz" diyesim de geldi aslında ama içeriye girdim.



Tabiki alacağım cevapların çok abes olma ihtimaline rağmen ne yaptıklarını sordum. Aldığım cevap gayet ilginç bir cevaptı. "Göte masaj şart abi!" :D



Tabi yaşadığım ilginçlikler arasında aynı banyoda 4 ayak görmek dahi varken, bu kadar açık durumda olabilme ihtimali beni bitirdi. Yok artık dedim :D





Neyse sonra olayın özünü anlattılar. Arkadaşlar sırayla birbirlerine bmasaj yapıyorlar sene başından beri bir gün espriyle karışık biri diğerini -afedersiniz- kıçını sıkıyor. Bir anda acayip hislere gark oldum diyor arkadaş :). Hani masajın iyiliğinden değilde tarcihlerinle alakalı bir problem olamaz mı diye soruyorum. Yok değil harika bir duyguydu cevabını alıyorum :D. O gün bu gündür sırayla göte masaj yapıyorlar.



Normalde Göt kelimesini bu kadar rahat kullanmam ancak arkadaşların rahatlığı beni bu cümleyi olduğu gibi yazmaya itti :D Hakikaten ilginç.



Evet sonra bende deneyimledim hakikaten doğru söylüyorlarmış :D, bu manzaranın bir benzerinide ben yaşadım :D. İçtenlikle söylüyorum denemelisiniz :D.

Kredi Yurtlar Kurumu

By: asilzade on: 10:15

 

Our Team Members

Copyright © şablonumu dene | Designed by Templateism.com | WPResearcher.com